Uluslararası Çocuk Kaçırma ve Lahey Sözleşmesi
Çocuğun bir ebeveyn tarafından diğerinin rızası olmadan başka ülkeye götürülmesi hâlinde iade usulü, süreler ve iadenin reddedilebileceği durumlar.
- Av. Tatiana Buse Arıcan
- 3 dk okuma
Farklı ülkelerden eşlerin evliliklerinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri, ayrılık sırasında çocuğun bir ebeveyn tarafından diğerinin rızası olmadan başka bir ülkeye götürülmesidir. Ebeveynlerden biri çocuğu mutad meskeninin bulunduğu ülkeden diğer ebeveynin rızası olmadan sürekli yaşamak üzere başka bir ülkeye götürürse, bu durum hukuka aykırı yer değiştirme sayılabilir.
Hangi durumda hukuka aykırılık vardır?
Çocuğun götürülmesi veya geri getirilmemesi, diğer ebeveynin çocuğun mutad meskeni olan ülkenin hukukuna göre sahip olduğu ve fiilen kullandığı velayet hakkını ihlal ediyorsa hukuka aykırıdır. Türk hukukunda evlilik sürdüğü müddetçe velayet ana ve babaya birlikte aittir; bu nedenle eşlerden biri tek başına çocuğun yerleşim yerini başka bir ülkeye taşıyamaz. İzinle çıkılan bir tatilden sonra çocuğun geri getirilmemesi de aynı sonucu doğurur.
1980 tarihli Lahey Sözleşmesi
Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi, hukuka aykırı olarak götürülen veya alıkonulan çocuğun derhâl mutad meskeninin bulunduğu ülkeye iadesini amaçlar. Türkiye sözleşmeye taraftır; Avrupa ülkelerinin neredeyse tamamı ile birçok başka ülke de taraftır. Sonradan katılan devletler bakımından sözleşmenin iki ülke arasında uygulanabilmesi için katılımın diğer devletçe kabul edilmiş olması gerektiğinden, ilgili ülke yönünden durum her dosyada ayrıca kontrol edilmelidir.
- Sözleşme 16 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında uygulanır.
- Her taraf devlet bir merkezî makam belirler; Türkiye’de bu makam Adalet Bakanlığı’dır.
- İade davasına bakan mahkeme velayetin kime verileceğine değil, yalnızca çocuğun iade edilip edilmeyeceğine karar verir.
Türkiye’de usul
Sözleşmenin Türkiye’de uygulanmasına ilişkin usul 5717 sayılı Kanun’la düzenlenmiştir. Başvuru merkezî makam aracılığıyla veya doğrudan mahkemeye yapılabilir; davalara aile mahkemeleri bakar ve dosyalar ivedilikle görülür. Mahkeme, çocuğun korunması için gerekli geçici önlemleri alabilir ve iade süresince kişisel ilişki kurulmasına karar verebilir.
Bir yıllık süre
Çocuğun götürüldüğü tarihten itibaren bir yıl dolmadan başvuru yapılmışsa mahkeme kural olarak çocuğun derhâl iadesine karar verir. Bir yıl geçtikten sonra da iade istenebilir; ancak çocuğun yeni çevresine uyum sağladığı tespit edilirse talep reddedilebilir. Bu nedenle zaman, bu dosyalarda en belirleyici unsurdur.
İade talebi hangi hâllerde reddedilir?
- Başvuran ebeveyn velayet hakkını fiilen kullanmıyorsa veya yer değiştirmeye rıza göstermişse.
- İade, çocuğu fiziksel veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacak ya da başka bir şekilde katlanılmaz bir duruma düşürecekse.
- Görüşünün dikkate alınması gereken yaş ve olgunluğa erişmiş çocuk iadeye karşı çıkıyorsa.
Sözleşmeye taraf olmayan ülkeler
Çocuğun götürüldüğü ülke sözleşmeye taraf değilse veya sözleşme iki ülke arasında uygulanmıyorsa iade süreci o ülkenin iç hukukuna göre yürür. Bu durumda ilgili ülkenin adalet bakanlığı ve mahkemeleri ile konsolosluklar aracılığıyla hareket edilir; çoğu zaman çocuğun yaşadığı ülkede verilen velayet kararının diğer ülkede tanınması gerekir.
Önceden alınabilecek önlemler
Çocukla birlikte başka bir ülkeye yerleşmeyi planlayan ebeveynin, öncesinde diğer ebeveynin noterde düzenlenmiş yazılı rızasını veya velayet ve çocuğun yerleşim yerine ilişkin mahkeme kararını alması en güvenli yoldur. Çocuğun kaçırılmasından endişe eden ebeveyn ise aile mahkemesinden çocuğun yurt dışına çıkışının sınırlandırılmasına ilişkin tedbir kararı isteyebilir. Aile hukukuna ilişkin diğer konular için aile hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.
Bu dosyalarda süre belirleyicidir; durumunuzu anlatın, atılabilecek adımları konuşalım.
Son güncelleme:
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; mevzuat ve içtihat değişebilir. Somut olayınız için bir avukata danışın.